Sahabe-i Kiram Hakkında Müslümanların Sahih İtikadı Nasıl Olmalıdır.Osmanlı Ulema ve Hulefasından Ömer Nasuhi Bilmenin Bu Değerli Eserini Okumak İçin Tıklayınız.

Sahabeye Saygının Aşınması ya da ‘Hakem Olayı’nın Aslı

Yayınlanma Manşet

Ebubekir Sifil Hocaefendi

İbn Asâkir Târîhu Dimaşk‘ında Vekî’ b. el-Cerrâh’a atfedildiğini söylediği şöyle bir tesbit aktarır: “Mu’âviye, kapının halkası mesabesindedir. Onu yerinden oynatanı, ondan daha yukarıdakilere kasdetmekle itham ederiz.”[1]

Sahabe hakkında bir “gözden çıkarılabilecekler listesi” tasarlayıp, Hilafet’i Saltanat’a dönüştürme sürecinde ve saltanatı boyunca ortaya koyduğu icraatlar konusunda tarih kaynaklarının yer verdiği birtakım nakillere istinaden Hz. Mu’âviye bu listenin başına yerleştirildiği zaman arkası çorap söküğü gibi gelecektir.

Duası Kabul Olunan Zatlara İhtiyacımız Var mı ?

Yayınlanma Manşet

Umumiyetle tabiînin en büyüğü olarak konuşulan Yemen’in sultanı Üveyse’l-Karanî’den, Sahâbe-i Kirâm duâ talebinde bulunurdu. Hazreti Ömer (Radıyallahu anh)’in de içinde bulunduğu bir mecliste Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

“Üveysü’l-Karanî’yi görürseniz, kendisinden duâ talep edin.” buyurmuştu. Bu, Hazreti Ömer’in içine öylesine işlemişti ki, her Yemen’den gelene: “İçinizde Üveys var mı?” diye soruyor ve hep Üveys’i arıyordu koca halife, onu bulduğunda da vakit geçmeden:

“Ömer’e duâ et” istirhamında bulunmuştu.

İmam Taberî ve ”Sonra Semâ’ya istivâ etti…” ayetinin tefsiri

Yayınlanma Manşet

“İstivâ” Arap kelâmında birçok manaya gelir. Onlardan

(Bir) tanesi: “Adamın gençlik yıllarının son bulması ve kuvvetlenmesi” manasıdır. İnsan böyle olduğu zaman, إِسْتَوَئ الرَّجُلُ=/”adam İstiva etti” denilir.

(İki): İstiva kelimesinin manalarından bir tanesi de bulunmuş olduğu hususda doğru hâle gelmesi ve düzelmesi demektir. Bir adamın işi eğri ve yamuk yumuk olduktan sonra düzelirse, إِسْتَوَي لِفُلَان أَمْرُهُ=/“işi falancıya istiva etti” denilir. “İstivâ” kelimesinin manalarından bir tanesi de “bir şeye bir iş ile yönelmek” demektir. Nitekim şöyle denilir: Bir insan bir insana iyilik ve ihsanda bulunduktan sonra, إِسْتَوَي فُلَانٌ عَلَي فُلَان بِمَا يَكْرَهُهُ وَ يَسُوئُهُ بَعْدَ الْاِحْسَانِ إِلَيْهِ “İstevâ fülanün ala fülanın bima yekrahuhu ve yesûühu ba’de’l-ihsâni ileyhi”/ “falancı falancıya hoşlanmadığı, kendisini kötü edecek bir şeyle, ona ihsanda bulunduktan sonra ikbal etti, yöneldi” demektir.