Sahabe-i Kiram Hakkında Müslümanların Sahih İtikadı Nasıl Olmalıdır.Osmanlı Ulema ve Hulefasından Ömer Nasuhi Bilmenin Bu Değerli Eserini Okumak İçin Tıklayınız.

Mutlak Mübahlık Sizi De Batırır !

Yayınlanma Manşet

Serdar Demirel - DarulHikme

Kız erkek talebelerin aynı evde nikahsız yaşamaları üzerine patlak veren tartışmaları ibretle izliyoruz. Medyada kanaat önderliği yapan nice kalemin topluma ne kadar yabancı düştüğünü, kimisinin ne kadar şizofren tavırlar sergilediğini görmek ülkenin geleceği adına insanı endişelendiriyor.

Bütün olanlar bu çevrelerde her şeyi mubah görme ve göstermenin vardığı yeri gösteriyor. Postmodernitenin “Everything goes” (Her şey mubahtır/geçerlidir) limanına çoktan demir atmış bunlar.

Din, toplumsal değerler, gelenek, örf yani bizi biz yapan ne varsa aşağılanırken adına “evrensel” dedikleri ve hakikatinde evrensel olmayan, “Batılı” olan ve Batı’da da aile kurumunu çökerten ve nesil emniyetini tehdit altına sokan neoliberal hayat tarzı kutsanıyor.

Batı’da insanın ontolojik bunalıma düşdüğü, hakikat algısının parçalandığı ıskalanarak önümüze mutlak ibahiyeci reçeteler konuyor. Mesele mahremiyetin dokunulmazlığından öte bir mesele.

Mahremiyetin dokunulmazlığı zaten bize, dine ait bir prensiptir. Onlarınki ise mahremiyeti yok etmeğe, özel alanı ve özel olanı topluma açmaya bir davettir. Mahremiyetin dokunulmazlığı prensibini kalkan ederek toplumun dejenarasyonunu önlemek adına yapılabilecekleri engellemeye çalışıyorlar.

Aksi takdirde “Sakın dokunmayın ha! Elinizi yakar, cııız!…” demek yerine; insanların gizlisini saklısını araştırmadan mahremiyeti, genç nesilleri, bir manada ülkenin geleceğini korumanın yollarını göstermeye çalışırlardı. Hepimiz aynı gemide olduğumuza göre gemiyi korumak herkesin üzerine düşen bir sorumluluktur çünkü.

Eğer toplumu bir arada tutan değerler sistemi tahrif edilir, üzerinde ittifak edilmiş kriterler hayat dışına itilirse, geminin batmasını kimse önleyemez.

Bu arada kimi muhafazakârların muhafazakârlık adına (İslâm diyemiyorlar) zinayı teşvik etmek üzere öne sürdükleri gerekçeler de komik oluyor. Toplumun iyiliği için “İyiliği emretme, kötülükten sakındırma” prensibini bilmezler mi? Biz bunu bir hadisle hatırlatalım.

Nu’mân b. Beşîr’in Hz. Peygamber’den naklettiği bir hadiste Efendimiz (sas) şöyle buyuruyor:
“Allah’ın koyduğu sınırları gözeten ile gözetmeyenin durumu bir gemide yolculuk eden insanların durumuna benzer. Bunlar, kimler geminin üstünde (güverte), kimler de altında (ambar kısmı) kalacaklar diye kendi aralarında kur’a çekerler. Bir kısmı alta, bir kısmı da üste yerleşir.

Geminin ambarında kalanlar su alabilmek için yukarıya çıkıp-iniyorlar, ve her çıkış hem onlara hem de yukarıdakilere zahmet veriyordu. Bu problemi çözmek için aşağıdakiler ambardan bir delik açmak istediler.

Bunlardan birisi bir balta ile geminin en aşağı bir yerini delmeğe başladı. Bunun üzerine yukarıdakiler aşağıya inip; “Ne oluyor sana?” itirazında bulundular. Adam ise; “Su almak istiyoruz ama sizi de rahatsız etmek istemiyoruz” der.

Efendimiz’in (sas) şöyle buyurur: “Yukarıdakiler aşağıdakilerin yapmak istediklerine engel olduklarında hem kendilerini hem de onları kurtarmış olurlar. Engel olmadıklarında ise hem onlar, hem de diğerleri helak olur”. (Buhari: 2/954, hn: 2540)

Allah’ın (c.c) tarihin akış seyrine, toplumların yükselme ve düşüşlerine sebep olan adına sünnetullah dediğimiz değişmeyen kuralları vardır. Bu sünnete göre hayatlarını tanzim edenler huzurlu ve mutlu medeniyetler inşa ederken muhalefet edenler de fıtrat değerlerine aykırı düştüklerinden bedelini ağır öderler. “El-emru bi’l-maruf ve’nehyu an’il münker” bunlardandır.

Görünen o ki, bireysel hayatlarında Müslüman, toplumsal hayatta da liberal seküler takılanlar laikliğin soft modeline teslim olmuş bulunmaktalar. Bunların dinî prensiplerden yola çıkarak zinaya giden yolu kapatmayı reddetmeleri bu gerçeği fâş etmektedir.