Sahabe-i Kiram Hakkında Müslümanların Sahih İtikadı Nasıl Olmalıdır.Osmanlı Ulema ve Hulefasından Ömer Nasuhi Bilmenin Bu Değerli Eserini Okumak İçin Tıklayınız.

Ehl-i Sünnet'i Sorgulayanlar Yöntem Mi Değiştiriyorlar ?

Yayınlanma Manşet

A.Yücel Karakoç | Korkutucu bir şey değil aslında Ehl-i Sünnet’i sorgulamak. Bu sorgulama kötü niyetle, kem gözle ve at gözlüğüyle yapılmadıktan ve usul zeminine oturtularak yapıldıktan sonra bundan olumsuz bir şey çıkmaz. Ehl-i Sünnet, kendi içerisinde tutarlı ve sağlam bir yapıdır. Arayan, bahsettiğimiz ölçüde kaldığı müddetçe, kendisini tatmin edecek cevabı yine bu yapı içerisinde muhakkak bulur.

Lâkin birileri için çalışılıyor, bazı projelerin adamlığı yapılıyor, fâsid bir misyonla hareket ediliyorsa bundan rahmânî bir sonuç beklemek akılsızlık ve insafsızlık olur. Ehl-i Sünnet’i sorgulayanlar aklını bu müfsid şahıslara kiraya verip de böyle bir sorgulama içerisine giriyorlarsa Ehl-i Sünnet’in argümanları onların bid’âtini ve küfrünü artırmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Hidâyet, dalalet ve helaktan, şüphe ve basîretsizlikten ALLAH Azze Ve Celle’ye sığınanlaradır. Selâm, hidâyete tâlip olanlaradır.

Bu demek değil ki, Ehl-i Sünnet’i sorgulayanların tamamı plan-proje adamları, hepsi satılık adamlar. Kesinlikle böyle bir iddiamız yok, ama bu sorgulamayı insafsız bir şekilde yapanların da iyi niyetli olduklarına inanmıyoruz. Bu sorgulayıcılar, hepsi aynı noktada bulunan kimseler değiller. Kimileri daha keskin, kini, nefreti, garezi daha belirgin, kimisi ise biraz daha sakin. Hayrettin Karaman da bunlardan birisi. Keskin ve köşeli duruşlar yerine daha çok oval tavır sergilemeyi tercih eden birisi. Zaman zaman hiç umulmadık tenkitler yönelten, sonra yanlış anlaşıldım diyen, sonra yanlış anlaşıldığını söylediği şeyi göbekten savunan, gençliğinden beri savrulup duran, kendisini belli bir kalıba sığdıramamış birisi. Yine de çoklarından iyi, diyebiliriz.

Ehl-i Sünnet’i bu güne kadar dışarıdan sorgulayanlar emellerine ulaşamayınca artık içeriden sorgulamaya başlıyorlar. Bu güne kadar hesapları tam manasıyla tutmadı. Medya gücüyle vs… kendilerini ne kadar gündemde tutmayı başarabilmişseler de insanları Ehl-i Sünnet’in kurumsallığından tam manada koparamadılar. Tutarsızlığı ilke edinmişlerin hayatı, daha büyük tutarsızlıklara sürüklenmekten başka bir şeye gebe değildir.

Mekzûr zihniyete sahip sorgulayıcılar bundan sonra yöntem değiştiriyorlar. Bu belliydi, Perşembenin gelişi Çarşambadan belli oluyor. Bundan sonra vahdet söylemi noktasındaki tenkitlerini i’tikâdî fırkalar zemininden, ‘’ümmeti bölüyorsunuz, fırkalar arasına mesafe koyuyorsunuz…’’ vb… söylemlerden Ehl-i Sünnet’in fıkhi mezheplerden müteşekkil kollektif yapısını oluşturan zemine, ‘’Sizin zannettiğiniz gibi fıkhi ihtilaflar rahmet değildir, bilâkis tefrika sebebidir’’ sloganı doğrultusundaki söylemlere taşıyor, böylelikle yeni bir yöntem geliştiriyorlar.

Aşağıya linklerini yapıştıracağım Hayrettin Karaman imzalı yazılardan da anlayacağınız üzere belli ki bundan sonra; dört mezhep mensuplarının birbirleriyle zaman zaman yaşamış oldukları sert tartışmalar, birbirleri hakkında ettikleri sert kelamlar, belli bir döneme mahsus sert tavırlar mutlaklaştırılıp genelleştirilerek aslında hep böyle olduğu, bundan ibaret olduğu şeklinde bir imaj oluşturmaya çalışacaklar insanların zihninde. Yine talihsiz bir yöntem tercihi. Malzemesi son derece az, kısa süre sonra yolda bırakacak kısır ve zayıf bir hamle denemesi.

Sadece Karaman’ı değil, diğerlerini de yakından izleyin, bu yöntem değişikliğini farkedeceksiniz. Ama dediğimiz gibi, talihsiz ve kötü bir yöntem tercihidir. Argümanlarınız kısıtlı, alanınız dardır. Dalâletiniz, su üstündeki köpüğe misal olamayacak kadar hafiftir…

1. Yazı: Mescidleri ayırma noktasında, Dırar Mescidi üzerinden örneklemeyle, sapla samanı karıştırma misali sığ bir tefrikâ uyarısı:
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/HayrettinKaraman/mescidler-kadar-farkli-mescidler-kadar-butun/43284

2. Yazı: İhtilaflar rahmetse bunu sadece ilk üç dönem ya da kadîm dönemlerle sınırlamamalı, bugünkü görüşlerde de saygılı olunmalı, taraflar birbirini saygıyla karşılamalı…!
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/HayrettinKaraman/alimlerin-ihtilafi-rahmet-mi-zahmet-mi/43417

3. Yazı: Sanılanın aksine Hz. Ali ve Muaviye (!) ihtilafı rahmeti değil tam manasıyla cinayeti getirdi, ulemanın ihtilafları da rahmetin tecellisine değil bilâkis tefrikaya götürdü…
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/HayrettinKaraman/alimlerin-ihtilafi-rahmet-mi-zahmet-mi/43417

4. Yazı: Alimler Birliği kuracağız derken bile birçok birlikle tefrikaya sebep olundu…
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/HayrettinKaraman/alimler-firkasi/43926

Ne demeli dostlar?

Ben şöyle derim; ‘’bu Karaman’a hüsn-i zan besleyenlerin vereceği bir hesap vardır…’'