Sahabe-i Kiram Hakkında Müslümanların Sahih İtikadı Nasıl Olmalıdır.Osmanlı Ulema ve Hulefasından Ömer Nasuhi Bilmenin Bu Değerli Eserini Okumak İçin Tıklayınız.

Ebû Yûsuf'un el-Emâlî'si Çıkarsa Büyük Olay Olur !

Yayınlanma Manşet

[1] Münhasıran İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe ve ‘’Hadis’’ bağlamında araştırma yapanlar için bazı –aslında açmaz olmayıp, açmaz gibi yansıtılıp da hakikatte sûnî bir tartışma ve hevâya bağlı bir kuruntudan ibaret olan- açmazları aşabilme noktasında ufukları aydınlatabilecek öneme hâiz bir eser… Üzerine çokça yazılıp-çizilen ve dahi çok söz söylenen fakat günümüze, başka eserlere iktibas edilmiş pasajları dışında ulaşmamış olan ama bir yerlerde bulunma yani ulaşılabilme ihtimali hala var olan, bu bakımdan ilgililerin heyecanını sıcak tutan bir eser.

İmam Ebû Yûsuf Rahimehullâh’ın Kitâbu’l-Emâlî’si... İmam Muhammed için Kitâbu’l-Asl ne ise, İmam Ebû Yûsuf için de Kitâbu’l-Emâlî o'dur.

Bu eserin hacmi, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe'nin (Rahimehullah) yetmiş bin hadis-i şerif üzerinden mesail mütalaa ettiğine dair bilgiler [2] ışığında düşünüldüğünde heyecanlanmamak elde değil!

Kâtib Çelebî[3] müellifler ve te’lifâta dair kaleme almış olduğu ve alanında önemli bir yere sahip, ''Bibliyografya Ansiklopedisi'' olarak tabir edebileceğimiz; Keşfü’z-Zünûn’unda[4] Kitâbu’l-Emâlî’nin 300 cilt [5] olduğunu naklediyor. Bunu ayrıca İmam Kevserî de ‘’Fıhku Ehli’l-Irak ve Hadîsuhum’’ isimli eserinde böylece kaydetmiştir.

ESERİN BİLİNEN EN SON ŞÂHİDİ ; ŞEYH YAHYA el-ĞAZZÎ [6]

Yahya el-Ğazzî, hicrî 908 senesinde Ardı’ş-Şâm’da [7] Gazze’deki medreselerden birisinin özel kütüphanesinde bu esere rastladığını söyler. Fakat İmam Kevserî, bu esere hiçbir şekilde rastlayamadığını, bir yandan bu zâtın hata etmiş olma ihtimalini de gündeme getirerek ifade ederken diğer yandan da bu zâta güvenmemek için hiçbir sebep olmadığını da ekler. Ayrıca, kütüphanelerden birisinde bu eserin en azından bir nüshasının çıkabileceği noktasındaki ümidi tüketmemek, saklı tutup beslemek gerektiğini de tavsiye eder.[8]

Muhammed Ebû Zehrâ ilginçtir, el-Emâlî’nin İmam Ebû Yûsuf’a aidiyetine şüpheyle yaklaşmak gerektiğini savunuyor ve Ebubekir Sifil Hocamız da bir makalesinde, bu iddiaya kulak vermek gerektiğini, daha önce böyle bir iddiada bulunan başka kimselerin bulunup bulunmadığını incelemeye değer bulduğunu ifade ediyor. Bu da ilginç bir yaklaşım olarak göze çarpan bir husus olup, belki de temas etmeden geçilmemesi gereken bir ayrıntıdır.

▬▬▬▬▬▬▬
[1] Başlık olarak atmış olduğumuz bu söz; Dâru’l-Hikme derneğinde Fıkıh Atölye çalışmaları yapan Abdulkadir Yılmaz Hocamıza aittir. Bu yazı, onun, bu derslerin 2.’sinde dile getirmiş olduğu ilgili bölümden yola çıkılarak hazırlanmıştır.

[2] Bu bilgiyi Abdulkâdir el-Kurâşî (v. h. 775) Muhammed b. Sem’a dan Hanefi Fukahasının tabâkâtına dair kaleme almış olduğu ‘’el-Cevâhirü’l-mudıyye fî tabakāti’l-Hanefiyye’’ isimli kitabında kaydediyor. Molla Aliyyü’l-Kârî de bu bilgiyi böylece; ‘’Menâkibu’l-İmâm-ı Âzam’’ isimli kitabında kaydetmektedir.

[3] Molla Kâtib Çelebi lakabının yanı sıra Halîfe Çelebi unvanıyla ma’ruf, Mustafa b. Abdullah el-Kostantînî el-Hanefî.

[4] Kitabın tam adı: ’’Keşfü’z-Zünûn an Esâmii’l-Kütübi ve’l-Fünûn’’dur.

[5] Buradaki cilt niceliğini bizim bugün kullandığımız şekilde değil de daha çok ‘’cüz’’ biçiminde anlamak daha doğru gibi görünmektedir. (Abdulkâdir Yılmaz Hoca'dan naklen.)

[6] Bu zâtın ismini okuduğunuz anda gözünüzün bir hışımla bu dipnota kaydığını görür/hisseder gibiyim. Zira bu ismi ilk duyduğumda ben de büyük bir merak ve arzuyla arama motorlarının kapısını çalmıştım. Şu an için bu zât hakkında henüz bir malumat edinemediğimden maalesef, sizlerin merakını da gideremeyeceğim.

[7] Bugün Şam’ın sadece Sûriye’nin başkentinin adı oluşuna aldanmamalı. Tarihte Şam; Filistin bölgesi de dahil bugünkü Sûriye (Dımeşk), Ürdün ve Filistin topraklarını içerisine alan büyük bir coğrafyanın/bölgenin adı olmuştur. Bknz. Bilâd-ı Şam / Ard-ı Şâm.

[8] İmam Kevserî bazı imamların terceme-i hâline dair müstakil eserler telif etmiştir. İmam Ebû Yûsuf’un biyografisine dair de bir biyografi kaleme almıştır. Kitabının ismi; ‘’Husnu't-Tekâdî fî Sireti'l-İmam Ebî Yûsuf el-Kâdî’’dir. Muhammed Ebû Zehrâ da bu eseri okuduktan sonra İmam Kevserî’ye olan hayranlığının bir kat daha arttığını belirtmiştir.