Sahabe-i Kiram Hakkında Müslümanların Sahih İtikadı Nasıl Olmalıdır.Osmanlı Ulema ve Hulefasından Ömer Nasuhi Bilmenin Bu Değerli Eserini Okumak İçin Tıklayınız.

Arifan Dergisi Aralık 2012

Hattab tarafından yazıldı.. Yayınlanma Eser Tanıtımları

Editörden

Bir senedir gün sayıyoruz… Askere gidenlerin ardından tüm ailesi ve sevdikleri nasıl askerin tezkeresi için gün sayıyorsa, Cübbeli Ahmed Hocamızın Metris Cezaevi’ne girmesinin ardından bizler de adeta şafak için gün sayar olduk. İnşallah 7 Aralık şafak tarihi olur ve Cübbeli hocamız beraat ederek hayırlısıyla aramıza kavuşur. Rabbim nasip eylesin…

Bu yazıyı yazarken Siyonist İsrail’in Gazze'ye hava saldırısında bulunduğu haberi geçti ajanslardan… Bu kaçıncı saldırı? Ne zaman krizi tutsa hemen Filistin’e saldırıyor. (Tabi bu saldırının, İsrail’in “Mavi Marmara” gemisine yaptığı saldırı sebebiyle, yargılanmaya başladığı döneme rastlaması da ilginç bir tevafuk). Siyonist İsrail, bu kadar İslam ülkesi arasında gözüne kestirdiği Filistin’e her aklına geldikçe saldırması İslam alemi için bir utanç sebebidir. Bu güne kadar Filistin’de yaptığı zulüm ve katliamların haddi hesabı olmayan Siyonist İsrail, İslam coğrafyasının ortasında adeta bir çıbanbaşıdır. Bölgeye gelip çöreklendiği andan itiabren Ortadoğu'da çatışmalar başlamış ve bir türlü bitmek bilmemiştir.

Her fırsatta da yaraları kaşımaya, nefreti körüklemeye devam etmektedir. Bu çıban temizlenmeden, İslam coğrafyasının bağrına saplanan bu hançer çıkarılmadan ortadoğuda barışın sağlanıp huzurun temin edilmesi mümkün değildir. Çünkü onların emeli, Nil'den Fırat'a kadar olan topraklarda büyük İsrail Devleti’ni kurabilmek. Bunun için de ortadoğuyu mikser gibi karıştırmaya devam edeceklerdir. İsrailli yetkililer, Gazzeye yaptıkları saldırıya; “Bulut Sütunu” ismini verdiklerini açıkladılar.

Bulut Sütunu; İsrailoğulları’na Mısır’dan kaçış sırasında yol gösterdiğine inandıkları muharref Tevrat’ta geçen önemli bir ifade imiş. Yani yaptıkları katliama dini bir anlam yüklüyorlar. Dolayısıyla bu saldırıların, onların temel inancı olan “Arz-ı Mev’ud”u gerçekleştirmeye yönelik olduğu da anlaşılmış oluyor. Arz-ı Mev’ud meselesine Kur’an-ı kerim ne diyor? Mûsa (Aleyhisselâm) kavmine şöyle dedi: "Ey Kavmim, Allah'ın size takdir ettiği Arz-ı Mukaddes'e girin arkanıza dönmeyin. Yoksa hepiniz zarara uğrayanlardan olursunuz.” (Mâide: 21) Bazı müfessirler, burada sözü edilen “kutsal toprağın” Kudüs ve çevresi, yani Filistin toprakları olduğunu beyan etmişlerdir. O devirde orada çok güçlü insanlar yaşadığı için, İsrâiloğulları peygamberin sözünü dinlememiş ve o topraklara girmek istememişlerdi.

Hatta daha da ileri gidip Mûsa (Aleyhisselâm)’a: “Sen ve Rabbin gidip savaşın; biz burada oturacağız” (Mâide: 24) diyerek Onu yalnız bırakmışlardı. Arz-ı Mev'ud'un değerini idrak edemeyen İsrailoğullarına, Allah-u Teala bu toprakları haram etmiş ve ceza olarak kırk yıl çölde dolaşıp durmuşlar ve oradan çıkmaya yol bulamamışlardı. Dolayısıyla, o gün Peygamberlerine sırt çevirdiklerinden dolayı Allah’ın vaad ettiği topraklara, başlarında Mûsa (Aleyhisselâm) varken dahi girmediklerini düşünürsek, bu gün, bu vahşet ve zulümle buralara hâkim olma hayali, ham hayalden öteye geçemeyecektir. Peki bu arz kimlerin olacaktır? Mevlâ Teâla buyuruyor ki:

“And olsun ki biz zikir (Tevrat)'dan sonra (Davud'a indirilen) Zebûr'da yazdık ki, ‘Arz’a benim sâlih kullarım vâris olur."(Enbiyâ: 105) Evet, yeryüzüne ancak Allah’ın sâlih kulları mirasçı olur, fitne ve fesat çıkaranlar değil... Sâlih kul olmak için de, Müslüman olmak ve Muhammed Mustafa’ya tabi olup, Kur’an’a uymak şarttır. Kur'an'a uymadan Allah'ın sâlih kulu olmak mümkün değildir.

Geçen ay, Siirt’in Pervari ilçesindeki helikopter kazasında on yedi askerimiz şehit olmuştu. Mevlâ Teâlâ hepsinin ervahına rahmet eylesin, kederli ailelerine ve sevenlerine sabr-ı cemil ecri cezil ihsan eylesin.

Amin! Fi Emanillah!