Sahabe-i Kiram Hakkında Müslümanların Sahih İtikadı Nasıl Olmalıdır.Osmanlı Ulema ve Hulefasından Ömer Nasuhi Bilmenin Bu Değerli Eserini Okumak İçin Tıklayınız.

Mevlid Tartışmalarına Son Verecek Eser: HAVLE'L-İHTİFAL Bİ-ZİKRA'L-MEVLİDİ'N-NEBEVİYYİ'Ş-ŞERİF

Meknûn tarafından yazıldı.. Yayınlanma Eser Tanıtımları

Osman  AKYILDIZ

Her sene Rebiulevvel ayının 12. günü Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğum günü olması münasebetiyle İslam aleminin her yerinde müslümanlar bugünü ihya ederler.

Oruç tutularak, namaz kılınırak, salat u selam getirilirek, Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i öven şiirler okunarak ve O'nun sireti anlatılarak ihya edilir bu mukaddes gün. Fakat kendisini selefe yahut selefiliğe nisbet eden bazı kimseler mevlidi kutlamanın bid'at olduğunu ve mevlid toplantılarına gitmenin caiz olmadığını iddia eden kitaplar, broşürler ve yazılar yazarak Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i hatırlamaya ve bu sebeple Allah'a yakınlaşmaya vesile olan böyle bir gün hakkında müslümanların kafasında istifham oluşturmak istemektedirler. Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i "postacı" konumuna indirgeyen modernist anlayıştan esinlenmiş bu iddiaların selef ulemasıyla hiç bir alakasının olmadığı apaçık ortadır.

Müslümanlara toplu katliamlar yapılırken, anne-babalar ölür, çocuklar öksüz ve yetim kalırken bazı kişilerin hala mevlid, tevessül, teberrük, tasavvuf gibi konuları temict pilavı gibi ısıtıp ısıtıp insanlara servise sunmaları ne ile açıklanabilir?

Bilindiği gibi mevlidle ilgili tartışmaların en yoğun yaşandığı islam ülkesi Suudi Arabistan'dır. Zaman zaman kraliyet ailesine nüfuz eden bazı aşırı kimseler sufilerin kafir olduğu, tevessül, teberrük, tasavvuf gibi konuların şirk olduğu iddialarını ders kitaplarına kadar sokmuşladır.(1) Bütün bu yanlışlara "dur" diyebilen bir zatı görürüz Peygamber toprağında. Kralın korkusu, zindan ve sürgünün kendisini Hakkı haykırmaktan alıkoyamadığı peygamber torunu, rabbani ve muttaki alim es-Seyyid Muhammed bin Alevi el-Maliki el-Haseni -Rahimehullah- Hazretleri'dir bu zatın adı... Türkçeye "Mevlid-i Şerif'i Kutlamak" şeklinde çevrilebilecek olan merhum müellifin Havle'l-İhtifal Bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif(2) isimli kitabı muhalilerin bütün yollarını tıkayacak ve bütün iddialarını çürütecek nitelikte bir eser. Konuyla ilgilenen araştırmacılara ve medrese talebelerine yön gösterecek olan bu kitap, müellifin diğer eserleri gibi Türkçe'ye kazandırılmayı bekliyor.

Eserin Yazılış Amacı

Kitabın yazılış amacı Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidini kutlamanın caiz olmadığını söyleyen samimi insanların düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek, bunun yanısıra samimi olmadıkları iddialarından belli olan iftiracı ve yalancıların iç yüzlerini ortaya çıkarmaktır. Çünkü bu ikinci grup mevlid kutlamalarına katılanlara olmadık iftiralar atmış ve yersiz isnatlarda bulunmuşlardır. Diğer bir amaç ise mevlidi kutladığı halde kafasında şüphe olanların şüphelerini izale etmektir. Nitekim müellif eserinin "Önsöz"ünde şöyle der: "Mevlid-i Nebevi'yi kutlamanın hükmüyle ilgili çok şey söylendi. Ben de bu konuda birşey yazmayı istedim. Çünkü günümüzde hakkında çok konuşulması sebebiyle en büyük problemlerden birisine dönüşen bu konu idrak sahibi müslümanların ve benim de zihnimi meşgul ediyordu. Öyle ki her sene belli zamanlarda insanları bıktırıncaya kadar bu konu hakkında yayınlar yapılıyor ve konu hakkında konuşuluyor. Kendilerini çok sevdiğim kardeşlerden pek çok kişi özellikle bu konudaki görüşümü öğrenmek istiyorlardı."(3)

Müellif bu konuda muhaliflerini müzakereye davet ettiğini, ancak hiçbir netice elde edemediğini, tam tersine sözkonusu kişilerin aynı iddialarını sürdürdüklerini ifade ediyor. Müslümanların tekrar izzetli dönemlerine dönmesi için doğru yol ve rabbani metod olan İslam'a dönmeleri gerektiğini hatırlatan(4) müellif, mevlidle ilgili iddiaları tek tek cevaplıyor.

Mevlidi İlk Kutlayan Kimdir?

Muhaliflerin bu konudaki en temel iddialarından birincisi mevlid kutlamalarını ilk defa Şii Fatımilerin ortaya çıkardığıdır. Müellifin "cahil ya da haktan uzak kişler"(5) olarak nitelendirdiği bu şahıslar, mevlidi ilk kutluyan kişinin bizzat Peygamberimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- olduğu gerçeğini saklamak istemektediler. Nitekim Müslim'in rivayet ettiği hadiste bildirildiğine göre; pazartesi günü orucuyla ilgili sorulduğunda Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurdu: "Çünkü o gün benim doğduğum gündür". Müellif, burada bütün iddiaları temelinden çürütücek sözünü söylüyor: "Bu hadis Mevlid-i Nebi'yi kutlamanın meşru olduğuna dair açık bir delildir."

Burada mevlidi sadece oruçla kutlamanın şart olmadığını, Peygamberimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- o gün sadece oruç tuttuğu için başka şeyler yapılamayacağını iddia etmenin yersiz olduğunu belirten(6) müellif, Mevlid- Nebi'yi başka şekillerde kutlamanın meşru olduğuna dair muhaddis ulemadan nakiller yaparak(7) ve delilleri tek tek zikrederek(8) ortaya koyuyor.

İbn Kesir'e İftira ve Cevabı

 Mevlid kutlamalarının Şii Fatımiler tarafından ortaya çıkarıldığını iddia eden kişiler, bu iddialarına Hafız İbn Kesir -Rahimehullah-'ı da alet etmek istiyorlar. İbn Kesir'in el-Bidaye ve'n-Nihaye adlı eserinde yer alan mevlidle igili ifadeleri tahrif ederek İbn Kesir'i sözkonusu iddiayı benimsediğini öne süren inatçılara müellif şöyle sesleniyor: "Eğer sadıklardan iseniz kaynağını getirin".(9) Bu tahrifi yapanlara son derece kızan müellif bu kişilerin ümmetin alimlerine ihanet ettiklerini, iftiracı ve yalancı olduklarını belirtiyor.(10)

Hafız İbn Kesir'in el-Bidaye ve'n-Nihaye (XIII/136)'sinin Mektebetü'l Mearif nüshasından konuyla ilgili ifadeleri nakleden(11) müellif, iddialara konu olan Melik Ebu Said'den İbn Kesir'in "alim", "adil" olarak bahsettiğini, Peygamber sevgisinden dolayı mevlid gününde çokça hayır-hasenat yaptığını ortaya koyuyor.

Bazı İftiralar

Muhaliflerin bir kısmı eleştiri dozajını aşarak maalesef iftiralara sarılıyor. İslam aleminin dört bir köşesinde oluşturulan mevlid meclislerinde bu iftiralardan eser bile olmadığını vurgulayan müellif, bu iftiracıların fasıkların getirdikleri haberleri araştırmadan kabul etmemek ilkesini bilmemelerinin mümkün olmadığını belirtiyor.(12)

İşte bu iftiraların bazıları;

"Mevlid toplantıları açıkça günah işlenen mekanlardır".

"Mevlid toplantılarında kadın ve erkekler karışık oturuyor".

"Mevlid toplantılarında çalgı aletleri çalınarak şarap içiliyor".

"Mevlid meclisleri bid'atçi ve hurafecilerin mekanı, faiz yiyenlerin uğrak yeridir."

"Mevlidi kutlayanlar mevlid gününü şer'i bir bayram olarak algılıyor."

Bu tür iftiraları tek tek zikreden müellif, bu ifadelerin apaçık yalan ve iftira olduğunu işaretliyor.

Mevlid Gününün Şer'i Bayram Olarak Algılandığı İddiası ve Cevabı

Muhaliflerin mevlidi ihya edenlere yönelttiği belki en ciddi eleştiri mevlidin şeri bir bayram olarak algılandığı konusudur. Halkın bir kısmı tarafından mevlid gününün bayram olarak isimlendirilmesi onların mevlid gününü şer'i bir bayram olarak algıladıklarını göstermediğini, çünkü bayram kelimesinin seviçli ve mutlu günlerde kullanmanın halkın adeti olduğunu hatırlatan(13) müellif, kendisinin mevlid gününü bayram olarak algılamadığını vurguluyor. Çünkü mevlid niteliği itibarıyla Ramazan ve Kurbn byramlarından daha üstün ve şerefli bir konuma sahip. Müellif bayramların enenin belirli günlerinde gelmesine karşın, mevlidi kutlamanın, Peygambe Efendimiz'i anmanın ve siretini hatırlamanın zaman ve mekn kaydı olmaksızın üzerimize vacib olduğunu söyleyerek konuyu şöyle çerçeveliyor:

"Kurban ve Ramazan bayramları dışında İslam'da başka bir bayram olmadığı malumdur. Ancak mevlid günü bayramdan daha büyük ve önemlidir. Biz mevlidi bayram olarak isimlendirmiyoruz. Çünkü bayramlar, mutluluklar, İslam'da bütün büyük günlerin güzellikleri mevlidle varoldu. Eğer -Sallalahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidi olmasaydı Bi'set olmazdı, Kur'an inmezdi, İsra ve Mi'rac olmazdı, Bedir zaferi olmazdı, büyük fetih (Mekke'nin fethi) meydana gelmezdi. Bunların hepsi bütün hayırların kaynağı olan -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e ve O'nun doğumuna bağlıdır."(14)

Müellif mevlid toplantılarının bir geceye has olmayıp her zaman yapılabileceğini, Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e salat u selam getirmeye, muhtaçlara ikram etmeye, insanları dine davet ve irşada vesile olan bugünü ihya etmek grektiğini belirtiyor.(15)

İbn Teymiyye ve Mevlid

İbn Teymiyye İslam ilim tarihi boyunca hakkında çokça konuşulmuş bir isim. Alimlerin bir kısmı onun kimi itikadi görüşlerinden dolayı saptığını söylerken, bir kısmı da yanlış görüşlerinin dışında kendisinden istifade edilebilecek değerli bir alim olduğu görüşünü benimsemişlerdir. Bazıları ise İbn Teymiyye'nin tenkid edilen görüşlerine katılarak onun takipçisi olmuşlardır. Her halukarda İbn Teymiyye hakkında hatırı sayılır bir "tenkid bibloyografya"sı bulunmakta.

Müellif eserinde "Mevlid Hakkında Şeyh İbn Teymiyye'nin Görüşü" başlığı altında İbn Teymiyye'nin konu hakkındaki görüşünü naklediyor(16): "Mevlidi yad etmekle bazı insanlar sevap umuyorlar. Ya İsa -Aleyhisselam-'ın doğumu konusunda Hristiyanlara benzemek ya da Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e duyulan sevgi ve O'na tazim niyetiyle insanların bazısı bu mevlid işini ortaya çıkardılar. Allah'a yemin ederim ki bu bid'at değildir, içtihad ve sevgiden dolayı bunu dolayı bunu yapanların sevap kazanacağı umulur."

Burada insan "İbn Teymiyye bu konu hakkında madem böyle diyor, o halde kendisini selefi diye isimlendiren bazı kişi ve gruplar İbn Teymiyye'den konu hakkında nasıl oluyor da olumsuz nakiller yapabiliyor?" diye düşünmeden edemiyor. Bu konuyu ileride kaleme alacağımız tefarruatlı makaleye havale ederken, şimdi sadece şu dört ihtimali zikretmekle yetineceğiz:

a) İbn Teymiyye ilmi süreci içersinde önce mevlid kutlamalarını caiz görürken sonra vazgeçmiş olabilir.

b) Önce caiz görmüyorken sonra vazgeçerek caiz olduğuna kanaat getirmiş olabilir.

c) İbn Teymiyye'nin kitaplarını yayınlayan bazı yayıncılar konuyla ilgili ifadelerini tahrif etmiş olabilir.

d) Son ihtimalde İbn Teymiyye bazı başka konularda olduğu gibi bu konuda da çelişkili ifadeler kullanmış olabilir.(17)

Eserde Yer Alan Diğer Hususlar

Kitabının ilerleyen bölümlerinde Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğumu zikredilirken ayağa kalkmayla ilgili tartışmalara değinen müellif, konuyla ilgili yanlış anlayışları çürütecek delilleri sunuyor.(18) Alimlerin bu fiili güzel gördüğüne dair ifadelerini naklederken(19), mevlid kutlamalarında bazı bid'atlere değiniyor ve bu bid'atlerden uzak durmak gerektiğini vurguluyor.(20)

"Hidayet İmamlarının Mevlid Kutlamaları Hakkındaki Sözleri" başlığı altında es-Suyuti, İbn Teymiyye, İbn Hacer el-Askalani'den nakiller yapan(21) müellif, iddialara cevap vermeyi sürdürüyor.(22)

Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe'nin Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğumunu müjdelemesinden dolayı Ebu Leheb tarafından azad edilmesi ve bu fiilinden dolayı Ebu Leheb'in azabının pazartesi günleri hafiflemesiyle ilgili hadisin sıhhatıyla alakalı değinilerde bulunan(23) müellif, Süveybe hadisi bağlamında kafirlerin amellerinin ahirette fayda verip-vermemesi konusunu ele alıyor.(24)

Eserin son bölümü Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidiyle ilgili kitapların tanıtımına ayıran müellif, 17 adet kitabı kısaca tanıtıyor.(25)

Sonuç

Müellifin de belirttiği gibi bir Müslüman’ın mevlid gününü ihya etmek maksadıyla kutlayanlara "Neden siz mevlidi kutluyorsunuz?" şeklinde bir soru sorması kadar anlamsız sual olamaz. Çünkü bu soru "Niçin siz Peygamber'le ferahlıyorsunuz?" manasına geliyor. Böyle bir soruya cevap vermenin bile gereksiz olduğunu vurgulayan müellif, ancak bu soruya şu şekilde cevap verilebileceğini söylüyor: "Ben O'nun -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- ile ferahladığım ve sevindiğim için mevlidini kutluyorum. O'nu -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- sevdiğim için O -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- ile ferahlıyor ve mutlu oluyorum. Mü'min olduğum için de O'nu -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- çok seviyorum".(26)

Biz de aynı duygularla müellifin sözlerine katılıyoruz. Peygamber sevgisinin gönüllerde daimi olarak yer etmesinde büyük vesilelerden olan mevlid gününü ihya etmeye bütün okuyucularımızın devam etmesini diliyoruz. Sadece mevlid günüyle yetinmeyip özellikle Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e karikatür yoluyla hakaret edildiği şu günlerde Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in hayatını okumalı, düzenli surette hem aile içinde hem de diğer müslümanlarla bir araya gelerek "mevlid meclisleri" oluşturmalıyız. Son olarak Peygamber sevgisinin gerçekte O'nun sünnetine bağlanmakla gösterilebileceğini hatırlatır, Allah-u Teala'dan O'na ümmet şuurunu bizlere vermesini niyaz ediyoruz.

1) Suudi Arabistan'da yayınlanan lise ders kitaplarında yer alan bu tür örnekler için bkz. es-Seyyid Muhammed bin Alevi el-Maliki el-Haseni, el-Gulüvv ve Eseruhu fi'l-İrhab ve İfsadu'l-Müctema', Basım yeri ve tarihi yok, s. 28-30.

2) Kahire 1418 hicri, Matbaat-u Dar-u Cevamiı'l Kelim, 10. Baskı, 104 sayfa.

3) Havle'l-İhtifal Bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif, s. 3.

4) a.g.e., s. 6.

5) a.g.e., s. 15.

6) a.g.e., s. 20-21.

7) a.g.e., s. 15-19.

8) a.g.e., s. 22-36.

9) a.g.e., s. 58.

10) a.g.e., s. 57-58.

11) a.g.e., s. 59.

12) a.g.e., s. 8.

13) a.g.e., s. 9.

14) a.g.e., s. 10.

15) a.g.e., s. 12-14.

16) a.g.e., s. 37. Müellif eserinin 61. sayfasında İbn Teymiyye'den aynı ifadeleri naklettikten sonra kaynak olarak İbn Teymiyye'nin İktizau's-Sıratı'l-Mustakim (Daru'l-Hadis nüshası, s. 266) adlı eserini veriyor.

17) Nitekim İbn Teymiyye bazı akidevi konularda birbiriyle çelişkili ifadeler kullanarak kendi kendisini nakzetmiştir. Bkz. Ebubekir Sifil, İslam ve Modern Çağ I, İstanbul 2004, Kayıhan Yayınları, s. 67 vd.

18) Havle'l-İhtifal Bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif, s. 41-43.

19) a.g.e., s. 44-47.

20) a.g.e., s. 48-54.

21) a.g.e., s. 60-63.

22) a.g.e., s. 63-76.

23) a.g.e., s. 77-81.

24) a.g.e., s. 82-92.

25) a.g.e., s. 93-103.

26) a.g.e., s. 12.