Sahabe-i Kiram Hakkında Müslümanların Sahih İtikadı Nasıl Olmalıdır.Osmanlı Ulema ve Hulefasından Ömer Nasuhi Bilmenin Bu Değerli Eserini Okumak İçin Tıklayınız.

Mektubat-ı Rabbani 292.Mektubdan ...

Meknûn tarafından yazıldı.. Yayınlanma Müridanin El Kitabı

292.mektub

Onun hiçbir işine, hiçbir sözüne, hardal dânesi kadar bile karşılık vermemelidir. Karşılık veren mahrûm kalmakdan kurtulamaz.

İnsanların en aşağısı, bu büyüklerde kusûr gören kimsedir. ALLAHü teâlâ, bu büyük belâdan bizleri korusun!

Onda bir hârika, bir kerâmet aramamalıdır.

Gönlünden böyle birşey geçirmemelidir.

Bir mü’minin, bir Peygamberden, bir mu’cize istediği, hiç görülmüş müdür? Kâfirler ve inanmıyanlar mu’cize ister.

Fârisî iki beyt tercemesi:

Mu’cizeden maksad, düşmanı kırmakdır.Nebîyi sevmek demek, ona uymakdır.
Îmâna gelmez herkes, mu’cize ile,Îmâna kavuşur insân muhabbetle.
Gönlünde bir şübhe hâsıl olursa, hemen bildirmelidir. Şübhesi çözülmezse, kusûru kendinde bilmelidir.

Pîrde hiçbir kusûr görmemelidir.

Rü’yâlarını ondan saklamamalıdır. Ta’bîrlerini ondan beklemelidir.

Kendi yapdığı ta’bîri de söylemeli, doğru olup olmadığını sormalıdır.

Kendi keşflerine güvenmemelidir. Bu dünyâda, doğru ile yanlış karışıkdır.

Haklı ile haksız bir aradadır. Sıkışmadıkça ve izn almadıkça ondan ayrılmamalıdır. Ondan ayrılıp başkasına gitmek, mürîdliğe yakışmaz. Sesini, onun sesinden yükseltmemelidir.

Onunla yüksek sesle konuşmak, edebsizlik olur.

Kendine gelen her feyzi, her keşfi, ondan bilmelidir. Rü’yâda, başka şeyhlerden feyz geldiğini görürse, onları da, kendi şeyhinden bilmelidir.

Bütün üstünlüklerin ve feyzlerin onda bulunduğunu, kendisine uygun olan feyzi, bu feyze uygun olan bir zât şeklinde olarak Ondan geldiğini ve onun latîfelerinden, o feyze uygun bir latîfenin, o zât şeklinde göründüğünü bilmelidir.

Kendisi yanılarak, Onun latîfesini, başka zât sanmış, feyzi ondan geliyor bilmişdir. Bu büyük bir yanılmakdır.

Hak teâlâ yanılmakdan korusun! İnsanların en üstünü hürmetine, se’âdete vâsıta olan zâta inancı ve sevgiyi doğru eylesin “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmât”.

Kısacası, (Tesavvuf başdan başa edebdir), ata sözü olmuşdur. Edebi gözetmiyen bir kimse, ALLAHü teâlâya kavuşamaz.

Edeblerden birkaçını yapamadığı için üzülürse ve edebleri yerine getiremezse ve uğraşdığı hâlde başaramazsa, afv olunur.

Fekat, kusûrunu bildirmesi lâzımdır. Eğer ALLAH korusun, edebleri gözetmez ve bundan dolayı üzülmezse, bu büyüklerin fâidesine ve bereketine kavuşamaz.

Fârisî beyt tercemesi:

Se’âdet yazılmamışsa bir kimseye,Fâidelenmez Peygamberi görse de.